
Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Dil ve Konuşma Terapisi Anabilim Dalı Doktora Programı kapsamında yürütülen doktora tez çalışmasında inme sonrası disfajisi bulunan bireylerde uygulanan farklı tedavi yöntemlerinin yutma fonksiyonları üzerindeki etkileri incelendi. Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan danışmanlığında Dr. DKT Kübra Nur Şimşek tarafından gerçekleştirilen araştırma ayrıca Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından TDK-2023-49 proje koduyla desteklendi.
Tez çalışmasında tekrarlayıcı transkraniyal manyetik stimülasyonun (rTMS) tek başına ve McNeill Disfaji Terapi Programı (MDTP) ile birlikte uygulanmasının etkileri karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Beyin korteksine manyetik uyarılar verilerek sinir ağlarının uyarılabilirliğini düzenlemeyi amaçlayan rTMS yöntemi ile yutma eylemine yönelik egzersiz temelli bir yaklaşım sunan MDTP’nin, hastaların yutma becerilerine katkısı araştırıldı.
Araştırma kapsamında katılımcılar üç farklı gruba ayrılarak klinik, fonksiyonel ve fizyolojik ölçütler doğrultusunda değerlendirildi. Tedavi öncesi, tedavi sonrası ve üç aylık takip sürecinde yapılan incelemelerde yutma değerlendirmesinde altın standart kabul edilen videofloroskopi yöntemi kullanılarak objektif veriler elde edildi.
Elde edilen bulgular tüm gruplarda zaman içerisinde klinik iyileşme görüldüğünü ortaya koyarken özellikle MDTP uygulanan gruplarda fonksiyonel oral alım ve hasta temelli değerlendirmelerde daha belirgin gelişmeler kaydedildi. rTMS’nin tek başına uygulandığı grupta ise iyileşmelerin daha sınırlı düzeyde kaldığı belirlendi. Çalışmada ayrıca tedaviyle elde edilen kazanımların üç aylık izlem sürecinde de korunduğu gözlemlendi.
Araştırma, rTMS ve MDTP yöntemlerinin birlikte ve ayrı ayrı etkilerini karşılaştırmalı olarak inceleyen ilk çalışma olması açısından alana önemli katkı sunuyor. Bulgular, disfaji rehabilitasyonunda egzersiz temelli ve görev odaklı yaklaşımların belirleyici rol oynadığını, nöromodülasyon yöntemlerinin ise destekleyici bir unsur olarak değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor.

