Soğuk bir kış sabahı… Anadolu’nun yorgun ama direngen topraklarında, belirsizliğin gölgesinde umut filizleniyordu. İşgal altındaki bir vatanın kalbinde, kimi zaman bir siperde, kimi zaman bir köy odasında yakılan direniş ateşi büyüyordu. İşte bu zorlu günlerde kazanılan İnönü Zaferleri, yalnızca cephede elde edilen bir askerî başarı değil; bir milletin yeniden ayağa kalkışının, kaderini değiştirme iradesinin ve bağımsızlığa olan sarsılmaz inancının simgesi olarak tarihe kazındı. Millî Mücadele’nin en kritik aşamalarından biri olan İnönü Zaferleri, yalnızca cephede kazanılan bir başarı değil; yeni kurulan düzenli ordunun gücünü ortaya koyan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşruiyetini pekiştiren bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı ve Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, İnönü Muharebelerinin askerî, siyasi ve toplumsal etkilerini değerlendirdi.
31.03.2026•Güncelleme: 31.03.2026
Beyzanur Tonbaktepe
Mondros Ateşkes Antlaşması’nda ordunun terhis edilmesi ve silahların teslim edilmesi yönündeki maddeler, süreci başlatan önemli etmenlerden biri oldu. Bu gelişmeler üzerine vatanseverlerin silahlarına sarılarak direnişi canlı tuttuğunu belirten Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, milis güçlerden düzenli orduya geçişin zorunluluğunu şu sözlerle ifade etti: “Kuva-yi Milliye birlikleri, düşmanın ilerlemesini engellemekte önemli bir güçtü; ancak düzenli bir ordunun karşısında başarı gösterebilecek donanıma sahip değillerdi. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasının ardından, 1920 yılının son aylarında atılan adımlarla milis güçlerin yerini disiplinli ve düzenli bir ordu yapısı almaya başladı.”
İki cepheli mücadele ve I. İnönü Zaferi
Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, I. İnönü Zaferi’nin kazanıldığı süreçte Türk ordusunun yalnızca dış düşmanla değil, aynı zamanda iç isyanlarla da mücadele ettiğine dikkat çekti. Yunan ordusunun Çerkez Ethem isyanını fırsat bilerek Ankara’ya ulaşma hedefiyle Bursa üzerinden harekete geçtiğini belirten Aykanat, 6–10 Ocak 1921 tarihlerinde yaşanan süreci şöyle aktardı: “Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey komutasındaki birliklerin Gediz’den İnönü mevzilerine aktarıldığını görüyoruz. 10 Ocak’ta devam eden şiddetli çarpışmaların ardından Yunan ordusu, 11 Ocak’ta geri çekildi. Bu zafer, yeni kurulan düzenli ordunun ilk başarısı olarak hem Meclis’e hem de halka büyük bir moral kaynağı oldu.”
İnönü, Büyük Taarruz’a giden yolun temelini oluşturdu
II. İnönü Zaferi’nin diplomatik ve askerî boyutlarını da değerlendiren Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, Türk tarafının bu kez çok daha hazırlıklı olduğunu belirtti. Hariciye Vekili Bekir Sami Bey’in Londra’dan gönderdiği istihbarat sayesinde Yunan saldırısının önceden haber alındığını vurgulayan Aykanat, 1 Nisan 1921’de kazanılan zaferin sembolik önemini şu ifadelerle dile getirdi: “Metristepe’nin tekrar Türk ordusunun eline geçmesiyle Yunanlılar ağır kayıplar vererek geri çekildi. Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın İsmet Paşa’ya gönderdiği o meşhur telgrafta geçen ‘Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz’ sözü, aslında bir kehanetin gerçekleşmesiydi. Bu zafer, Sakarya ve Büyük Taarruz’a giden yolun psikolojik temelini oluşturdu.”
İnönü’nün uluslararası başarısı
Askerî başarıların diplomasi masasında TBMM’nin elini güçlendirdiğini ifade eden Aykanat, Birinci İnönü Zaferi sonrası toplanan Londra Konferansı’nın da önemine dikkat çekti. “Asi” olarak nitelendirilen bir yapının hukuken tanınmasının bu zafer sayesinde mümkün olduğunu belirten Aykanat, süreci şöyle özetledi: “İnönü Zaferleri, İtilaf Devletleri bloğunda ciddi sarsıntılara yol açtı. Fransızların Zonguldak’ı boşaltması, İtalyanların Güneybatı Anadolu’dan çekilmeye başlaması ve Sovyetler Birliği ile imzalanan Moskova Antlaşması, bu askerî başarının uluslararası siyasetteki doğrudan yansımalarıdır.”
Eskişehir halkının fedakârlığı: “Kurtuluş Bayramı”
Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, savaşın merkez üslerinden biri olan Eskişehir’in sergilediği toplumsal dayanışmaya vurgu yaptı. Ankara’dan Van’a kadar tüm yurtta sevinç gösterileri yapılsa da Eskişehir’in bu zaferi “Kurtuluş Bayramı” olarak üç gün üç gece kutladığını belirten Aykanat, halkın orduya olan desteğini şu sözlerle anlattı: “Eskişehir halkı savaş boyunca eşsiz bir özveri sergiledi. Demiryolu işçilerinin aralarında para toplaması, orduya gönderilen sıcak ekmekler ve sağlık malzemeleri bu dayanışmanın en somut örnekleridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Ocak 1923’te Eskişehir’e geldiğinde halkın fedakârlıklarının unutulamaz olduğunu bizzat dile getirmesi, bu şehrin Millî Mücadele’nin lojistik kalbi olduğunu kanıtladı.”
Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat, İnönü Zaferleri’nin bir “kırılma noktası” olduğunu vurgularken; bugün sahip olunan istiklalin, o gün Metristepe’de verilen mücadelenin, gösterilen sarsılmaz inancın ve tükenmeyen umudun bir mirası olduğunu hatırlatıyor. Çünkü o tepede yalnızca bir savaş kazanılmadı; bir millet, kaderine boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Bugün hâlâ o ses, tarihin derinliklerinden yankılanarak aynı gerçeği fısıldıyor: Bağımsızlık, inananların vazgeçmeyen iradesiyle yazılır.