Çanakkale Savaşları I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasında gerçekleşti. İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u ele geçirerek boğazları kontrol altına alma planı, Osmanlı ordusunun güçlü direnişiyle başarısızlıkla sonuçlandı. Bu yönüyle Çanakkale Savaşları yalnızca askeri bir zafer değil; aynı zamanda millî kimliğin oluşumuna katkı sağlayan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve Millî Mücadele’nin örgütlenmesine zemin hazırlayan önemli bir tarihsel dönüm noktası olarak kabul edilir. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yakut ile Çanakkale Savaşları’nın tarihsel sürecini ve kültürel boyutunu ele aldık.

“Çanakkale Savaşı, 20. yüzyılın en uzun süren ve en kanlı siper savaşlarından biri olarak tarihte önemli bir yere sahiptir”
18 Mart Çanakkale Zaferi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açısından nasıl bir dönüm noktasıdır? Bu zaferin tarihsel önemini nasıl değerlendirmek gerekir?
Çanakkale Savaşı, 20. yüzyılın en uzun süren ve en kanlı siper savaşlarından biri olarak tarihte önemli bir yere sahiptir. Savaşın arka planında, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması, topraklarının paylaşılması ve Türklerin Anadolu’dan çıkarılması hedeflerine dayanan ve Avrupalılar tarafından “Şark Meselesi” olarak adlandırılan yaklaşık 200 yıllık bir süreç bulunur. Bu açıdan bakıldığında Çanakkale Savaşları, Şark Meselesi’nin en önemli halkalarından biri olarak değerlendirilebilir. Fakat şu gerekçeler de ilave edilmelidir: İstanbul’u ele geçirme, savaşı kısa sürede bitirme ve İtilaf Devletleri askeri güçlerinin Boğazları geçerek Rusya Çarlığı’na yardım etme arzusu da önemli rol oynadı. Çanakkale Savaşları’nda ilk bombardıman 1914 yılının Kasım ayında başladı. Ardından Şubat 1915’te İtilaf Devletleri donanması Çanakkale Boğazı’nı zorlamaya yöneldi. Ancak savaşın en kritik anı, her yıl anma törenleriyle hatırlanan 18 Mart 1915’te yaşandı. İtilaf Devletleri’nin güçlü donanması boğazı geçerek İstanbul’a ulaşmayı planlıyordu. Savaş sırasında İtilaf Devletleri donanması, Çanakkale Boğazı’ndaki Osmanlı tabyalarını yoğun şekilde bombaladı. Ancak beklenen sonucu alamadılar. Öğle saatlerinden itibaren şiddetlenen çatışmalar sırasında Fransız ve İngiliz donanmalarına ait bazı büyük zırhlılar batırıldı, bazıları ise ağır hasar aldı. Nusrat Mayın gemisinin birkaç hafta önce döşediği mayınlar İtilaf Devletleri donanmasına cehennemi yaşattı. Türk topçuları büyük bir isabetle bu gemilere büyük hasar verdi. Akşam saatlerine gelindiğinde İtilaf Devletleri donanması Midilli Adası’na geri çekilmek zorunda kaldı. Çanakkale Savaşı aynı zamanda Rus Çarlığı’nın çökmesini de hızlandırdı. Yardım alamayan Çarlık Rusyası Bolşevik Devrimi’yle yüz yüze kaldı. Bu yönüyle de Çanakkale Savaşı 20. yüzyılın siyasi tarihinin akışını değiştirmiştir diyebiliriz. Şunu da eklemek isterim, kibirli ve üzerinde güneş batmadığı söylenen Britanya İmparatorluğu büyük bir itibar kaybına uğradı.
“Çanakkale Cephesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün komuta yeteneğini ortaya koyduğu ilk büyük sahalardan biri oldu”
Çanakkale Cephesinde yaşananlar aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik yolculuğunda önemli bir aşama olarak görülüyor. Bu süreç onun askerî ve siyasi liderliğini nasıl şekillendirmiştir?
Birinci Dünya Savaşı başladığında Mustafa Kemal Atatürk, Sofya’da askerî ataşe olarak görev yapıyordu. Savaşın başlamasının ardından cephede görev almak için Harbiye Nezareti’ne başvurdu. Bu başvuru sonucunda 1915 yılının ocak ayında, o dönemde yarbay rütbesiyle 19. Tümen Komutanlığı’na atandı. 19. Tümen başlangıçta ihtiyat, yani yedek kuvvet olarak konumlandırılmıştı. Ancak 24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece kara savaşları başladığında Mustafa Kemal Atatürk, inisiyatif alarak 57. Alay ile İngiliz kuvvetlerine karşı taarruz başlattı. Bu hamle savaşın gidişatını değiştiren önemli adımlardan biri oldu. Çanakkale Cephesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün komuta yeteneğini ortaya koyduğu ilk büyük sahalardan biri oldu. Yetenekli bir Kurmay subay olması nedeniyle hızlı planlama yapabilmesi, hızlı karar alması ve bu kararları uygulamaya koyabilmesi savaş sırasında belirleyici bir rol oynadı. Bu savaş, Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî yeteneğinin, liderlik kapasitesinin ve stratejik düşünme becerisinin belirginleştiği önemli bir dönüm noktası oldu. Sanırım Atatürk’ün şu sözünü hatırlamak O’nun sözle pratiği ne denli uyumlu hale getirdiğini ve bunu cesaretle yaptığını açıklıyor: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir”
Çanakkale’de Anadolu’nun farklı şehirlerinden gelen insanların aynı cephede buluşması, toplumsal dayanışma ve ortak kimlik açısından nasıl bir anlam taşımaktadır?
Birinci Dünya Savaşı başladığında Osmanlı İmparatorluğu genelinde büyük bir seferberlik ilan edildi. Nitekim Çanakkale Şehitliği ziyaret edildiğinde, Şam’dan Kosova’ya kadar birçok farklı bölgeden gelen askerlerin bu toprakları savunmak için aynı cephede yer aldığı görülüyor. Siper savaşlarında askerlerin yan yana, omuz omuza mücadele etmesi güçlü bir dayanışma ve kardeşlik duygusu da doğurdu. Bu kapsamda Çanakkale Savaşları, daha sonra Millî Mücadele Döneminde görülecek toplumsal bütünleşmenin de önemli başlangıç noktalarından biri olarak değerlendirilir. Bu kapsamda Çanakkale Savaşı yurt savunmasında ortak iradenin oluşmasında emsalsiz bir katkı yaptı.
“Mustafa Kemal Atatürk kısa sürede kamuoyunda tanınan ve saygı duyulan bir komutan haline geldi”
Çanakkale Savaşları’nda öne çıkan Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî başarısı ve kazandığı itibar, Millî Mücadele sürecinde nasıl bir rol oynamıştır?
Çanakkale Savaşları’ndan sonra Nisan 1916’da rütbesi yükseltilerek general olan Mustafa Kemal Atatürk, kısa sürede kamuoyunda tanınan ve saygı duyulan bir komutan hâline geldi. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı ordusunda yaklaşık 300 general bulunmasına rağmen, Millî Mücadele başladığında bu generallerden yalnızca altısı harekete katıldı. Buna karşın Mustafa Kemal, kısa sürede Anadolu’da örgütlü bir direniş hareketi başlatmayı başardı. 1918 yılından itibaren Osmanlı basınında Mustafa Kemal Atatürk’ten bir kahraman olarak söz edilmesi, onun halk arasında da tanınmasını sağladı. Asker ve subaylar O’na güveniyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün, 19 Mayıs 1919’dan Ankara’ya gelişine kadar geçen yaklaşık yedi aylık süreçte, harekete ağırlıklı olarak alt ve orta rütbeli subaylar katıldı. Daha sonra generallerin de Anadolu’ya geçerek mücadeleye katıldığı görüldü. Bu durum, Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de kazandığı askerî başarıların ve liderlik gücünün Millî Mücadele’nin başlangıcında ne kadar etkili olduğunu gösterdi.
Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen Çanakkale hâlâ güçlü bir şekilde hatırlanıyor. Sizce Çanakkale Savaşı’nı tarihimizde bu kadar özel ve unutulmaz kılan nedir?
Çanakkale Savaşı, dünya savaş tarihi açısından da bazı unutulmaz hadiselere de sahne oldu. Örneğin İngilizler tarafından kimyasal gaz kullanılması gibi. Birçok kaynağa göre savaşta yaklaşık 250 bin Türk askeri şehit oldu, ya da kayıp oldu. İtilaf Devletlerinden de aynı sayıda askerin hayatını kaybettiği ya da kaybolduğu belirtildi. Bu yönüyle Çanakkale Savaşları hem askerî hem de siyasi sonuçlarıyla dünya tarihini derinden etkileyen büyük bir mücadele olarak değerlendiriliyor. Fakat asıl önemlisi Türk milli kimliğinin oluşmasında yaptığı katkıdır. Türk halkının hafızasında Çanakkale ruhu, vatanseverlik ve milli heyecan anlamına gelir. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, Çanakkale’de, savaşın bütün acımasızlığına rağmen siper savaşlarında yüz yüze gelen Türk ve Anzaklar arasında daha sonra dostluklar da gelişti. Atatürk’ün yıllar sonra, “Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sessizlik içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.” sözü insancıl yaklaşımın benzersiz bir örneğidir.
Tarihin yalnızca sınıflarda değil, bizzat yaşandığı coğrafyada öğrenilmeli
Çanakkale’nin tarihsel mirasını daha iyi anlamak isteyen üniversite öğrencilerine ve gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Tarihin yalnızca sınıflarda değil, bizzat yaşandığı coğrafyada, arazide öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle Çanakkale Savaşları’nı anlamak için Gelibolu Yarımadası’ndaki savaş alanlarının ve şehitliklerin ziyaret edilmesi büyük önem taşır. Ayrıca konuyla ilgili müzeler, bu konuda farklı yönleriyle bilinçlenmeyi sağlayabilir. Çanakkale Savaşları’nı anlamak için yalnızca yerli değil, yabancı kaynakların da incelenmesi önemlidir.
Çanakkale, yalnızca bir savaşın değil; fedakârlığın, dayanışmanın ve vatan sevgisinin hafızalara kazındığı bir destanın adı. Aradan geçen yıllara rağmen bu topraklarda verilen mücadelenin izleri hâlâ canlılığını koruyor. Bu büyük mirası anlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak ise herkesin ortak sorumluluğu.
![]()

