AnaHaber Logo
hamburger-menu
BİLİM

Depremle Yaşamak: Hazırlık, bilinç ve toplumsal dayanıklılık

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği, kaçınılmaz bir doğa olgusu olarak varlığını sürdürüyor. Yer kabuğundaki hareketlilik doğanın kendi döngüsünün bir parçası olsa da depremler çoğu zaman ancak can kayıpları ve yıkımlarla karşılaşıldığında hatırlanıyor. Oysa risk yalnızca binaların dayanıklılığıyla sınırlı değil; günlük yaşamda önemsenmeyen küçük ihmaller, sarsıntı anında ciddi tehlikelere dönüşebiliyor. Bu nedenle depremden korunmanın, yalnızca afet anında ne yapılacağını bilmekle değil, bugünden alınan önlemlerle mümkün olduğu vurgulanıyor. Bu çerçevede, Eskişehir Teknik Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Yer Bilimleri ve Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muammer Tün ile Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Anadolu Üniversitesi Arama Kurtarma Ekibi (AUSAR) Lideri Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç; deprem bilinci, afet hazırlığı ve müdahale süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

05.03.2026Güncelleme: 05.03.2026
Depremle Yaşamak: Hazırlık, bilinç ve toplumsal dayanıklılık
Emir Alpay

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği, kaçınılmaz bir doğa olgusu olarak varlığını sürdürüyor. Yer kabuğundaki hareketlilik doğanın kendi döngüsünün bir parçası olsa da depremler çoğu zaman ancak can kayıpları ve yıkımlarla karşılaşıldığında hatırlanıyor. Oysa risk yalnızca binaların dayanıklılığıyla sınırlı değil; günlük yaşamda önemsenmeyen küçük ihmaller, sarsıntı anında ciddi tehlikelere dönüşebiliyor. Bu nedenle depremden korunmanın, yalnızca afet anında ne yapılacağını bilmekle değil, bugünden alınan önlemlerle mümkün olduğu vurgulanıyor. Bu çerçevede, Eskişehir Teknik Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Yer Bilimleri ve Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muammer Tün ile Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Anadolu Üniversitesi Arama Kurtarma Ekibi (AUSAR) Lideri Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç; deprem bilinci, afet hazırlığı ve müdahale süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Odak noktamız zaman değil, hazırlık seviyesi olmalı”

Doç. Dr. Muammer Tün, depremlerin yerinin ve büyüklüğünün olasılıksal olarak tahmin edilebildiğini ancak gün ve saat bazında kesin bir öngörünün mümkün olmadığını belirtti. Tün, bu nedenle toplumun, “Deprem ne zaman olacak?” sorusu yerine “Depreme ne kadar hazırız?” sorusuna odaklanmasının daha doğru olacağını ifade etti. Deprem bilincinin, dirençli bir toplum oluşturmanın temel unsuru olduğunu vurgulayan Tün, bireylerin yaşadıkları ve çalıştıkları yapıların dayanıklılığını sorgulamalarının bu farkındalığın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekti. Tün ayrıca depreme hazırlığın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.

Hazırlığın anahtarı: Tatbikat

Hazırlık sürecinde tatbikatların kritik rol oynadığını belirten Tün, aile afet planlarının yapılması, yaşam alanlarında devrilebilecek eşyaların sabitlenmesi ve bu hazırlıkların düzenli olarak test edilmesi gerektiğini dile getirdi. Muammer Tün ayrıca, geçmişte yaşanan yıkıcı depremlerden ders çıkararak geleceğe daha güçlü hazırlanmanın önemine vurgu yaptı. Deprem risklerinin bilimsel yöntemlerle azaltılabileceğini ifade eden Tün, bunun yalnızca bir kurumun değil; üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplumun bütünleşik çabasıyla mümkün olabileceğini belirtti ve “Risklerin doğru tanımlanması, etkili önlemlerin ilk adımıdır.” dedi.

Arama kurtarmada “Altın Saatler”

AUSAR Ekip Lideri Dr. Öğr. Üyesi Ekrem Meriç ise deprem sonrası ilk 72 saatin “altın saatler” olarak tanımlandığını aktardı. Bu sürede susuzluk ve çeşitli sağlık risklerinin hayati tehlike oluşturabildiğini belirten Meriç, doğru ve bilinçli müdahalenin önemine dikkat çekti. Meriç, deprem sırasında “çök-kapan-tutun” ya da uygun koşullarda “yat-kapan-tutun” hareketlerinin uygulanması gerektiğini, sarsıntı sonrasında ise acil durum çantası alınarak binanın kontrollü şekilde tahliye edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Meriç ayrıca deprem öncesinde binaların dayanıklılık testlerinin yaptırılması, sigortaların tamamlanması ve acil çıkışların önceden öğrenilmesi gerektiğini vurguladı.

İyi niyetli müdahalelerin riskleri

AUSAR’ın tamamen gönüllü üniversite personelinden oluştuğunu belirten Meriç, deprem sonrası çalışmaların bireysel inisiyatifle değil, resmî kurumların yönlendirmesiyle yürütüldüğünü söyledi. Tüm hazırlık ve tatbikatların da bu koordinasyon esas alınarak gerçekleştirildiğini aktardı. Toplumda yardımlaşma isteğinin yüksek olduğunu ancak arama kurtarma çalışmalarında yapılan bazı hataların ciddi sonuçlar doğurabildiğini belirten Meriç, ekiplerin uzun süre dinlenmeden çalışmasının ve enkaz altındaki kişilerin uzman sağlık ekipleri beklenmeden çıkarılmasının hayati riskler taşıdığını hatırlattı. 

Doğa olaylarını durdurmak mümkün değil. Ancak onlarla uyumlu, bilinçli ve hazırlıklı bir yaşam sürmenin insanın elinde. Korkuyla beklemek yerine, bugünden yapılacak basit bir “tehlike avı” ve ailece gerçekleştirilecek tatbikatlar en güçlü güvence. Depremin bir gün değil, hazırlığın ise her gün gündemde tutulması gereken bir sorumluluk olduğunun unutulmaması gerekiyor.